selennn's profileEverything For You My Da...PhotosBlogListsMore ![]() | Help |
|
January 27 Sevgilim...sen üzülme bana sevgilim, idare ediyorum işte ittire ittire götürüyorum hayatı bilinmezliği ile... sen üzülme suskunum diye. söküklerini dikiyorum gecenin. ay ile yıldızları birleştiriyorum, gök ile güneşi, martılar ile denizi, güzel ile çirkini... yaşam ile ölüm arasındaki bu maratonun son finalini koşuyorum nefes nefese. sen üzülme ara sıra ağlıyorum diye adına yazdığım tüm şiirleri fırlatıp attım da denize o canımı yaktı biraz...yoksa iyiyim ben. kızma bana gecenin karanlığına takılıp kaldım diye merak etme; güneş bana da doğacak beni de yakacak, içimi yeniden ısıtacak denizin tuzu tenimi ısıracak huzur; giyilmemiş bir elbise gibi ruhumu sımsıkı saracak. gelmek istersen yeniden bana kapım açık tüm sevdalara geleceğin zaman haber ver yada dokun yüreğime gün ışığı aydınlığında remsiiiiewt aradan tam 1 hafta geçti ama halen şoke içindeyim.Neden denize gittin,neden odada kalmadın bilmiorum.tek bildiğim şey artık aramızda cıvıl cıvıl,saygılı,neşe dolu,yardım etmek için can atan birisi yok.keşke bunlar olmasaydı.ama sadece keşkelerle dolu bi hayat işte..artık bana kim yardım edecek,kim benim gibi cadıyla uğraşıp sinir edecek[GCK];([/GCK]..
şuanda hayatta olsaydın da beni sinir etseydin eminim ki bu daha iyi olacaktı remsi.
ama seninle tanıştığım için çok mutluyum en azından böyle iyi kalpli bi arkadaşım oldu (iyi kalpli günahkar).
kıbrısta yaşadıklarımızı asla unutmayacağım hele hele ki mantı yaptığımızı [GCK]:)[/GCK]ne günlerdi ya kıbrısta az lap top vermemiştin bana.selen yeter deyişini özledim ver artık şu lap top'u birazda ben gireyim[GCK]:)[/GCK].
sonra senin en sevdiğin arabalardan bi tanesine bakıoduk mini coper kırmızı mı alsam yoksa mavi mi hangisi güzel sence selen.remsi ben mavi hastasıyım biliosun[GCK]:)[/GCK].
ben aslında ne düşünüorum bilio musun sen ölmedin sadece uzun bi süre yoksun zamanım gelince bende gelicem o sonsuzluğa ve hep beraber olucaz bütün arkadaşların hep beraber olucaz
artık cadılık yapmayacağım anladım ki şu dünyada cadılık fln bi işe yaramıo ördek yavrusu sadece kalp kırıosun o kadar.artık senin ve diğer sevdiklerimin istediği gibi olucam bana bişey söylendiği takdirde (kötü kelime fln) susucam çünkü onlara verilebilecek en büyük ceza susmam olucak
özledim seni ya [GCK];([/GCK][GCK];([/GCK][GCK];([/GCK][GCK];([/GCK][GCK];([/GCK] bana yazılan güzel bi yazı...Merhaba gülen gözlü arkadaşım! Dudağındaki tebessümü kaybetmemişsin daha. Ne güzel dünyaya gülen gözlerle bakabilmek ve insanlara tebessümler saçabilmek senin gibi. Biliyorum, üzülüyorsun donuk gözlerle karşılaşınca... Ne yapalım arkadaşım! Herkes senin gibi olamaz... Aslında bütün insanlar senin gibi olmalı. Bilseler bir tebessümle neler yapabileceklerini. Bir çocuğun gözlerindeki ışıltıyı, bir tebessümle nasıl görebileceklerini, sıkıntılarla dolu bir insana nasıl dünyaları verebileceklerini bilseler... Gülen gözlerin buzları nasıl erittiğini, kalpleri nasıl birleştirdiğini bilseler, eminim onlar da senin gibi olmak isterlerdi Ve sevgi saçıyorsun gülen gözlerinle arkadaşım sıkıntılarla dolu bir insana, nasıl dünyaları verebileceklerini bilseler ve gülen gözlerin buzları nasıl erittiğini, kalpleri nasıl birleştirdiğini bilseler, eminim onlar da senin gibi olmak isterlerdi. Sevgi saçıyorsun gülen gözlerinle arkadaşım. Saf ve hiç beklentisi olmayan bir çocuk gibi...Hadi... Sen simdi " su olduğunu" düşün ve kendini " su gibi " hisset... Su gibi özel, su gibi güzel, su gibi berrak, su gibi yararlı... Su gibi yaşam kaynağı ve su gibi bitmez tükenmez olduğunu anımsa... Ama yine su gibi " küçük bir bardağın içine" sığdır ki kendini girebilmeyi öğren insanların damarlarına. Yasam ver... Vazgeçilmez ol!.En koyu mavilikleri avucuna, en içten mutlulukları gözlerine, en derin sevgileri kalbine bırakıyorum. hep mutlu ol... SeNi SeViYoRuM..SEn İ ÖzLüyOrUmçünkü güzel birşey olduğı zaman onu paylaşmak istediğim kişi sensin... SEnİ ÖzLüYoRuM çünkü harhangi birşey beni sıkıntıya soktuğunda beni en ii anlayabilecek kişi sensin... SeNi ÖzLüYoRuM çünkü güldüğüm zaman ve ağladığım zaman neşemi çoğaltan ve gözyaşlarımı yokeden kişi sensin... Beni Affet BabacığımAffet Babacigim.. Evlendiğinden beri evinde kalan babası yüzünden eşiyle sürekli tartışıyordu. Eşi babasını istemiyor ve onun evde bir fazlalık olduğunu düşünüyordu. Tartışmalar bazen inanılmaz boyutlara ulaşıyordu. Yine böyle bir tartışma anında; eşi, bütün bağları kopardı ve "Ya ben giderim, ya da baban bu evde kalmayacak" diyerek rest çekti... Eşini kaybetmeyi göze alamazdı. Babası yüzünden çıkan tartışmalar dışında mutlu bir yuvası, sevdiği ve kendini seven bir eşi ve birde çocukları vardı. Eşi için çok mücadele etmişti evliliği sırasında. Ailesini ikna etmek için çok uğraşmış ve çok sorunlarla karşılaşmıştı. Hâlâ onu ölürcesine seviyordu. Çaresizlik içinde ne yapacağını düşündü ve kendince bir çözüm yolu buldu. Yıllar önce avcılık merakı yüzünden kendisi için yaptırdığı kulübe tipi dağ evine *******ürecekti babasını. Haftada bir uğrayacak ve ihtiyacı neyse karşılayacak,böylelikle eşiyle de bu tür sorunlar yaşamayacaktı. Babasına lâzım olacak bütün malzemeleri hazırladıktan sonra yatalak babasını yatağından kaldırdı ve kucakladığı gibi arabaya attı. Oğlu Can, "Baba bende seninle gelmek istiyorum" diye ısrar edince onu da arabaya aldı ve birlikte yola koyuldular. Karakışın tam ortalarıydı ve korkunç bir soğuk vardı. Kar ve tipi yüzünden yolu zor seçiyorlardı. Minik Can, sürekli babasına "Baba nereye gidiyoruz ?" diye soruyor ama cevap alamıyordu. Öte yandan; nereye *******ürüldüğünü anlayan yaşlı adamsa gizli gizli gözyaşı döküyor oğlu ve torununa belli etmemeye çalışıyordu. Saatler süren zorlu yolculuktan sonra dağ evine ulaştılar. Epeydir buraya gelmemişti. Baraka tipindeki dağ evi artık çürümeye yüz tutmuş, tavan akıyordu. Barakanın bir köşesini temizledi hazırladı ve arabadan yüklendiği yatağı oraya itina ile serdi.Sonra diğer malzemeleri taşıdı en son da babasını sırtlayarak yatağa yerleştirdi. Tipi, adeta barakanın içinde hissediliyordu. Barakanın içinde fırtına vardı adeta. Çaresizlik içinde babasını izledi. Daha şimdiden üşümeye başlamıştı.Yarın yine gelir bir yorgan ve birkaç battaniye getiririm diye düşündü. Öyle üzgündü ki, dünya başına göçüyor gibiydi. O, bu duygular içindeyken babası, yüreğine bıçak saplanmış gibiydi. Yıllarca emek verdiği oğlu tarafından bir barakaya terk ediliyordu. Gururu incinmişti, içi yanıyordu ama belli etmemeye çalışıyordu. Minik Can ise olanlara hiçbir anlam veremiyordu. Anlamsızca ama dedesinden ayrılacak olmanın vermiş olduğu üzüntüyle sadece seyrediyordu. Artık gitme zamanıydı. Babasının yatağına eğildi, yanaklarını ve ellerini defalarca öptü.Beni affet der gibi sarıldı, kokladı. Artık ikisi de kendine hakim olamıyor ve hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. Buna mecburum der gibi baktı babasının yüzüne ve Can'ın elini tutup hızla barakayı terketti. Arabaya bindiler. Can yola çıktıklarında ağlamaya başladı, neden dedemi o soğuk yerde bıraktın diye. Verecek hiçbir cevap bulamıyordu, annen böyle istiyor diyemiyordu. Can: "Baba, sen yaşlandığında ben de seni buraya mı getireceğim?" diye sorunca dünyası başına yıkıldı. O sorunun yöneltilmesiyle birlikte deliler gibi geri çevirdi arabayı. Barakaya ulaştığında "Beni affet baba." diyerek babasının boynuna sarıldı. Baba oğul sıkı sıkı sarılmış çocuklar gibi hıçkıra hıçkıra ağlıyorlardı. Oğlu: "Baba beni affet! Sana bu muameleyi yaptığım için beni affet!" diye hatasını belli ediyordu...Babası oğlunun bu sözlerine en anlamlı cevabı veriyordu..."Geri geleceğini biliyordum yavrum. Ben babamı dağ başına atmadım ki, sen beni atasın... Beni bu dağda bırakamayacağını biliyordum. SeVdİm..Guzelligin icin degil,cunku ben seni hic gormedim.. Ellerimi tutmani degil,cunku ben sana hic dokunmadim.. Gozlerine bakmayi degil,cunku ben onlara hic dalmadim... Ben senin beni sevebilme ihtimalini sevdim Yureginde bana yer vere bilme ihtimalini sevdim Benimle konusurken,sesini nefesini sevdim Agladigimda uzaktan tesellilerini sevdim Benim seni sevmemi sevdim... Sessizlikte kalp atislarini sevdim Damarlarim da kan yerine dolasmani sevdim Duslerde benim olmani,senin olmami sevdim... Gonulden sana baglandigimi sevdim Gunduz isigim,gece karanligim olmani sevdim Alinyazim,kaderim,herseyim olmani sevdim Gozyasim,kederim,huznum olmani sevdim Tebessumlerimin,gulmelerimin,mutlulugumun sebebi olmani sevdim Soyledigin sozleri degil, Onlari bana soylemeni sevdim... Ben baslibasina seni sen oldugun icin sevdim.. Benligini,duygularini,hislerini sevdim Ve..... Bu tarifsizligi,sevgime kelime bulamadigimi sevdim... düşünüorumda:Ddüşünüyorum da, sanırım en büyük korkumuz olduğumuz gibi görünmek. yumuşacık kalbimizin fark edilmesi, naif yönlerimizin keşfedilmesi, cesaretsizliğimizin anlaşılması, korkularımızın paylaşılması sanki zarar göreceğimizin en büyük işareti. kabuklarımızın altında kendimizi saklamakta ne kadar da ustayız. ve ne kadar güçlü korunuyoruz, kalkanlarımızın ardında. hissedilmeden, el değmeden, sevgimizi göstermeden. istiridyeler, deniz minareleri, midyeler. kirpiler ve kaplumbağalar gibi. sahi koruyor mu bizi bu çatlamamış sert kabuk? kimse incitemiyor mu duygularımızı, inançlarımızı, benliğimizi? yoksa zarar mi veriyor bu ürkeklik, bu kabuk bize.? hissettiklerimizi gölgeliyor, yansıtmıyor mu gerçek kimliğimizi? duygularımızı bastırıyor, el ele tutuşmamızı engelliyor mu? eğer bir yıldız gibi ışıl ışılsam ve bir yıldız kadar parlak. ne çıkar ateşböceği sansalar beni.? belki en hoyrat yürek bile ateşböceğinin o uçucu, masum, sevimli çocuksuluguna el kaldırmaya kıyamaz? güçlü kapıların arkasına kilitlemesem kendimi, korkaklığımı, sevgi isteğimi en insani yönlerimi kayıtsızca sunabilsem bu sert kabuğun ağırlığından kurtulup bir kus gibi uçacağım özgürce. anlaşılacağım ve bir ayna gibi yansıyacağım karsımdakine. o da çözülecek belki. samimi ve güvenliksiz, silahsız biriyle göz göze gelince. oysa bir görebilsek bunu. kalmadı böyle insanlar demesek. güven duygusuna bu kadar muhtaç olmasak. kırılmaktan korkmasak. incinsek, yaralansak. ne olur bir darbe daha alsak. yeniden açsak kendimizi, atabilsek o kabuğu. denesek. risk alsak. yanılsak. fark etmez. tekrar, tekrar bıkmadan denesek. ve kucaklaşsak yeniden. tıpkı eskisi gibi. ne oldugunu anlayamadığımız o on beş yıldan öncesi gibi. o zaman fark edeceğiz. ne kadar özlediğimizi birbirimizi. neler biriktirdiğimizi, kaybolan değerlerimizi ne kadar özlediğimizi. beraber geldik beraber gidiyoruz oysa. vakit az, paylaşmak, sarılmak için. yasadığımız coğrafya zor, şartları ağır. yüreği daha fazla küstürmemek lazim. sırtımızda ağır küfeler, her gün katlanan. ve koşullar bir türlü düzelmeyen. sevgiye çok ihtiyacımız var. ufukta kara bir kıs görünüyor. ancak birbirimize sokulursak atlatırız o günleri. kirin o sert, o ağır kabuklarınızı. kurtulun bu yükten. korumuyor o kabuklar, aksine zarar veriyor bize. yalnızlığa mahkum ediyor bizleri. hem hepimiz bir yıldızız. ne çıkar ateşböceği sansalar bizi. " tagore ilk defa seviyorumİlk Defa SEVİYORUM Ben seni bir okyanusun derinliğinde buldum da sevdim Parlak bir inciydin benim için, paha biçilmez bir inci… Ben seni soğuk ve yağmurlu bir günde Seni düşünürken gülüşündeki sıcaklığın içime dolup da Beni sardığı bir anda sevdim. Seni sadece selvi boyun, siyah saçların ya da kara gözlerin Güzel bir yüzün var diye değil Fikirlerinle, konuşmandaki güzelliğin Ve benim o kor halde yanan yüreğimle sevdim... Ben seni derinden ve hissederek sevdim Her kalp atışımda vücudumun dört bir köşesine yayıldığını Beni sardığını her nefes alışımda ciğerlerime işlediğini bilerek sevdim Yaz sıcağında uyuyamayıp sıkıntılarım olduğun Ve rüyalarımda buluştuğumuz gecelerde sevdim Seni ellerinden tutup kanımın kaynadığı Kalbimin yerinden fırlayacağını hissettiğim anlarda O ıslak dudaklarınla beni sevdiğini söyleyeceğin anları düşünerek sevdim Ben seni o sensiz anlardaki boş ve değersiz geçen dakikalarda Kayıp zamanlarımızda, seni arayıp bulamadığım Çaresizlik içinde olduğum, içki sofralarını dost bildiğim anlarda sevdim Sen ne kadar uzak olsan da, Aramızdaki kilometreler nasıl çoksa Bende seni o kadar yoğun ve o denli çok sevdim Seni kalbimde yanan ateşin ile Zihnimde oluşan hayallerin o ay parçası çehrenle Bana derinden bakan o gözlerindeki ışıltıyı göreceğim anları beklerken Kalbimin yanıp tutuştuğu anlarda Gelip o bu ateşi alevlendirerek Bana sarılarak beni sevdiğini söyleyeceğin anları düşünerek sevdim Korkuyorum! Hakkettiğin mutluluğu sana verememekten korkuyorum. Seni beni sevdiğinden fazla sevememekten korkuyorum. Senin sevgine layık olduktan sonra başkaları tarafından o sevgiyi kaybetmekten korkuyorum. Seni kazandım derken kaybetmekten korkuyorum. Aramızdaki maneviyat haricindeki uçurumlardan korkuyorum. Senin kalbini daha fazla kırmaktan korkuyorum. O temiz ve masum gözyaşlarını daha fazla akıtmaktan korkuyorum. Evet, korkuyorum;seni kaybetmekten, seni daha fazla üzmekten... Sana kendimi ifade edememekten korkuyorum.Ya da yanlış anlaşılmaktan korkuyorum. Uçurumun kenarında yalnız kalmaktan korkuyorum. Dostluğuna doyamadan uluorta yalnız kalmaktan korkuyorum. Yüreğimdeki o ince sızının bir gün çoğalmasından ve beni sarmasından korkuyorum. Sevgi denen güzelliğinin bir gün beni terk etmesinden korkuyorum. Dostluğun ölüp yerine nefretin yeşermesinden korkuyorum. Korkuyorum evet;seni kaybetmekten ve seni daha fazla üzmekten... Bir çiçek misali ne ellemeye nede koparmaya kıyamıyorum Uzaktan seyrediyorum çünkü; Seni daha fazla incitmekten korkuyorum. Ömründe yaşadığın mutluluğu huzuru sana yaşatamamaktan korkuyorum. Sana kalbimden fazlasını verememekten korkuyorum. Sonunda sana gözyaşından başka bir şey bırakamamaktan korkuyorum. Seni sevmekten değil;dostluğunu suiistimal etmekten, Seni kaybetmekten ve değerini bilememekten ve Yüce Rabbime hesap verememekten korkuyorum. Belki de çok fazla korkuyorum... ÇÜNKÜ BEN iLK DEFA SEVİYORUM... |
|
|